25 Ekim 2015 Pazar

Glokom Tedavisi

Hastalığımız teşhis edildi ve tedaviye başlayacağız. Peki, glokom tedavisi nasıl olur? Tedavi edilebilen bir hastalık mıdır? Glokom tedavisinde nelere dikkat etmeliyiz?

Glokom, ne yazık ki geriye dönük olarak tedavi edilen bir hastalık değil. Yani yükselen tansiyon sonrası hasar gören sinir hücrelerinin yol açtığı görme kaybı, geriye döndürülemiyor. Glokom için uygulanan tedavi yöntemleri, hastalığın ilerlemesini önlemeye yarıyor. Tedavideki amaç, tansiyonun yükselmesini önlemek diyebiliriz kısaca. Dolayısıyla glokom teşhisi konmuş bir hastanın, bu hastalığa hiç yakalanmamışçasına kurtulma ve iyileşme şansı, günümüz koşullarında yok ne yazık ki. Glokom teşhisi konduktan sonra hangi tedavi yöntemi uygulanırsa uygulansın, tansiyonunuz dengelenmiş bile olsa, ömür boyu kontrol altında olmak zorundasınız.


Öncelikle, genel olarak glokom tedavisi için üç yöntem vardır. Bunlar;

1) İlaçla tedavi

2) Lazer operasyon

3) Cerrahi operasyon


İLAÇLA TEDAVİ: Burada ilaçtan kasıt, çoğunlukla göz damlalarıdır. Bunun dışında göz içi basıncını (GİB) düşürmek için kullanılan bir hap var. Hekiminiz, hastalığınızın durumuna uygun olarak size çeşitli damlalar önerir. Glokom tedavisinde kullanılan damlaların isimleri az çok biliniyor olmasına rağmen, ben burada herhangi bir ilaç ismi vermekten özellikle kaçınmayı tercih ediyorum. Zira her hastanın durumuna uygun olarak kullanması gereken damlaları, hastanın tedavisini yürüten hekim söylemelidir. Damla veya ilaç ismi vererek, hekim kontrolü dışında bir şey kullanılmasına sebep olmak istemiyorum.

Hekiminizin vereceği damlalar, genellikle GİB’nı düşürerek, tansiyon değerinizi dengede tutar. Bunun dışında GİB’nı düşürmek için kullanılan bir hap var. Bu hapı çok uzun süre kullandırmıyor hekimler genelde. Aniden yükselen ve/veya damlalara rağmen tansiyonun düşmediği durumlarda kullanılıyor. Bir de yine yüksek tansiyon değerlerinde GİB’nı düşürmek için hastaya serum bağlanabiliyor.

Genellikle ilk tercih olarak prostaglandin denilen ilaç grubu kullanılır. Bu gruptaki göz damlaları göz sıvısının gözü terk etmesini kolaylaştıran yeni kanallar açarak göz tansiyonunu %25-30 oranında düşürürler. En önemli avantajları kalp ve akciğer gibi iç organlar üzerinde yan etkiler oluşturmamalarıdır.

Etkinlik açısından ikinci sırada beta blokerler bulunur; bunlar göz içi sıvısının çıkışını değil de göze girişini (yapımını) azaltarak göz tansiyonunu %20-25 oranında düşürürler. Bu moleküller gözde önemli bir yan etki oluşturmazlar, ancak kalpte tekleme, nabız sayısında azalma ve nefes darlığı gibi yan etkileri görülebilir. Bu nedenle kalp yetmezliği ya da astım bronşit durumlarında kullanılmamaları gerekir.

Farklı göz damlaları birlikte kullanılsa bile genellikle göz tansiyonu %40’tan fazla düşürülemez. Bu nedenle örneğin göz tansiyonu 35 olan bir gözde elde edilecek maksimum düşüş 35 × 40/100 = 14 olacaktır, tansiyon 21’e inecektir.

İlaç tedavisinin yeterli olmadığı durumlarda ise lazer operasyon veya cerrahi operasyon seçenekleri devreye giriyor.


LAZER OPERASYON: Uzmanlar, dar açılı glokomda lazerin ilk seçilmesi gereken tedavi yöntemi olduğunu söylüyor. Bu özel glokom türünde göz içi sıvısının göz içinde dolaşımı ile ilgili bir sorun vardır, genellikle hipermetrop olan bu gözler nispeten kısa olup göz mercekleri normale göre kalın ve ön kamara denilen odacıkları dardır. Arka kamarada (odacıkta) üretilen sıvı yeterli miktarda öne geçemez ve irisin (renkli tabaka) arkasında birikerek onu öne doğru bombeleştirir ve sıvının gözü terk ettiği kanalların ağızlarının kapanmasına neden olur. “Lazer iridotomi” denen tedavi ile iriste küçük bir delik açılır, bu delik ikinci bir göz bebeği gibi işlev görür. Böylece göz içi sıvısının bozulmuş olan dolaşımı düzeltilir, odalar arası geçiş sağlanarak iristeki öne doğru bombeleşme ortadan kaldırılır ve boşaltım kanallarının ağzı açılmış olur. İşlem damla anestezisi ile oturur vaziyette muayene odasında (ameliyathanede değil) gerçekleştirilir, bir iki dakikada tamamlanır, göz kapatılmaz. Önemli bir yan etkisi yoktur. İşlem sırasında ve sonrası minimal ağrı, batma görülebilir.

Ben iki farklı lazer operasyon geçirdim. Bunlardan ilki, iridotomi denen işlemdi. İridotomi, yukarıda da anlatıldığı gibi, lazerle irise (gözün renkli kısmı) delik açma işlemi. Ancak her tedavi yönteminde olduğu gibi, iridotomi de kesin olarak çözüm olmayabiliyor. Bu, tamamen hastanın ve hastalığın durumu ile ilgili. Bazen ikinci, hatta üçüncü iridotomi yapılması gerekebiliyor.

Bunun dışında bir de Argon Laser Periferal İridoplasti (ALPİ) denen bir başka lazer operasyon çeşidi var. Hekimlerin söylediğine göre akut kapalı açılı glokom tedavisinde uygulanan bir yöntem ALPİ’de, bu kez gözün üst kısmına, kapalı olan kanalın açılması için bir işlem uygulanıyor. İridotomiden yeterli sonuç alınamayınca, ALPİ yapılmasına karar verdi doktor.


İridotomiye dair daha detaylı bilgiyi, sonraki yazılarımda bulabilirsiniz.


CERRAHİ OPERASYON: İlaçla ve/veya lazer operasyonun yeterli gelmediği durumlarda ise cerrahi operasyon kaçınılmaz oluyor. Adından da anlaşılacağı üzere, ameliyathanede operatör doktor tarafından gözünüz ameliyat ediliyor.

Cerrahi operasyonun çoğunlukla 65 yaş üstü hastalarda tercih edildiğini, böyle bir ameliyat için yaşımın (39) çok genç olduğunu söylüyor hekimim.

Sayılan bu üç tedavi yönteminden cerrahi operasyon hariç, diğerlerini son 10 aydır denedik, deniyoruz. Bunlara dair yaşadıklarımı da yine ilerleyen yazılarımda bulacaksınız.

Buraya kadar kısaca ve genel hatlarıyla glokom hastalığının ne olduğuna ve tedavi yöntemlerinin neler olduğuna değindim. Tabii bunlar, hastalığı genel olarak tanımlamak için yapılan anlatımlar. Her glokom hastasının kendine özgü durumu vardır ve bir hastanın deneyimi ile başka bir hastanın deneyimi, birbirinden çok farklı olabilir. Bu konu üzerine ayrıca başlı başına bir yazı yazacağım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder